Sinerji Hukuk Yazılımları Mevzuat & İçtihat Sinerji Hukuk Yazılımları Mevzuat & İçtihat Sinerji Hukuk Yazılımları Mevzuat & İçtihat

KANSER HASTASINI TUTUKLAMAYAN SAVCIYA BERAAT - 12/01/2008

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, Manavgat Cumhuriyet Savcısı olarak görev yaptığı sırada, mal beyanında bulunmadığı için 40 gün hafif hapis cezasına çarptırılan kanser hastası Mehmet Nejat İnci"yi tutuklamadan ilçe belediye başkanına teslim ettiği iddiasıyla açılan "Görevde yetkiyi kötüye kullanma" davasında `beraat` kararı verdi. Kanser hastası olan Mehmet Nejat İnci, veznenin kapanması nedeniyle para cezasını yatıramadığı için hakkında düzenlenen müddetname ile cezaevine konulmak üzere Jandarma görevlisine teslim edildi. Başsavcı Ahmet Soytürk, Manavgat Belediye Başkanı Mustafa Erkan Ersoy "un sanığa kefil olduğunu ve ertesi gün 4 bin 732 YTL lik borcunu ödeyeceğini taahüt etmesinin ardından Jandarma görevlilerine talimat vererek sanı belediye başkanına teslim etmelerini istedi. Kanser hastası olan sanık İnci, belediye başkanına teslim edildikten bir gün sonra para cezasını ödedi. Aradan üç ay geçtikten sonra hayatını kaybeden İnci, Başsavcı"nın inisiyatif kullanması ile ömrünün geri kalan üç ayında cezaevinde kalmamış oldu. Ancak, kanser hastası olan İnci"yi cezaevine koymadığı iddiasıyla başsavcı Soytürk hakkında inceleme başlatıldı. Adalet Bakanlığı müfettişleri Başsavcı Soytürk "ün "Görevde yetkiyi kötüye kullanmak" suçunu işlediği iddiasıyla soruşturma başlattı. Soruşturma sonrasında Başsavcı Soytürk hakkında dava açıldı. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, oybirliğiyle görevde yetkiyi kötüye kullandığı iddiasıyla yargılanmaya başlayan Başsavcı Soytürk "ün beraatine karar verdi. Başsavcı Soytürk, yargılama sırasında yaptığı savunmada, amacının paranın tahsil edilmesi olduğunu, para tahsil edildiği takdirde cezanın düşeceğini, bu nedenle suç işleme kastının olmadığını belirtti. Soytürk, kanser hastası olan İnci"nin borcunun yıllar önce sattığı işyerlerinin elektrik aboneliğinin kendi üzerinde kalmasından kaynaklandığını, hükümlünün bir yıldır kanser tedavisi gördüğünü ve hastanede yapılacak bir şey kalmaması sebebiyle evine gönderildiğini, hükümlünün evine dönünce de dava ve ilamat aşamalarında yapılan bütün tebligatların kendisinin sattığı işyerine yapılması ve işyerinin kapalı olması sebebiyle açılan davadan ve yapılan tebligatlardan hiç haberi olmadığını, borcun ödeneceğinin taahhüt edilmesinin ardından hükümlüyü getiren jandarmaya "Borcunu ödemek şartıyla kişiyi belediye başkanına teslim edin, yarın da gelsin düşme kararını çıkartsın` diyerek oradan ayrıldığını kaydetti. Savcı Soytürk "ün beraatine karar veren Yargıtay 4. Ceza Dairesi, "Kanser hastası olan borçlu hükümlünün öldüğü ve anılan tanığa tesliminin tamamen insani duygulardan kaynaklandığı anlaşılmıştır" değerlendirmesinde bulundu. Yargıtay, gerekçeli kararında şu görüşlere yer verdi: "Amansız bir hastalığı bulunan ve ancak yakalama sonucunda hakkındaki cezadan haberdar olan ilgilinin, olay anında mesainin bitmesi ve alacaklı vekiline ulaşamaması nedeniyle borcun ödenmesine olanak verilerek İcra İflas Kanunu ile öngörülen cezadan beklenen faydanın sağlandığı kanaatine varılmıştır. Bir an için görevin gereklerine aykırı davranıldığı kabul edilse bile, sanığın üzerine atılı görevi kötüye kullanma suçu, bir zarar suçu haline getirilmiş olduğundan mağduriyet, kamu zararı ya da kişilere haksız kazanç sağlanması öğelerinden hiçbirisi gerçekleşmemiştir. Madde gerekçesinde, kişi mağduriyetinin ekonomik zarar kavramından daha geniş anlama sahip olduğu vurgulanmış olup, maddi ya da manevi mağduriyetin objektif olarak belirlenmesi yeterlidir. Hakkında yöntemine uygun davetname tebliğ edilmeden yakalanan ve kanser hastası olup olaydan sonra öldüğü anlaşılan hükümlünün çalışma saati geçtiğinden veznelerin kapalı olması ve alacaklı avukata da ulaşılamaması karşısında, cezaevine alınma yerine, insani duygularla borcun ödenmesi koşuluyla belediye başkanına teslim edilmesi ve ertesi gün borcun ödenerek mahkemesince cezanın bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına karar verilmesi şeklinde gelişen olayda, suçun maddi ve manevi öğeleri gerçekleşmediği gibi, ekonomik zarar olarak değerlendirilen kamu zararı ile kişi mağduriyeti ve malvarlığında bir artış meydana getirecek şekilde haksız kazanç sağlama unsurlarının da oluşmadığı kanısına ulaşıldığından, sanığın beraatine karar vermek gerekmiştir." Yargıtay "ın beraat kararına Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itiraz etmezse karar kesinleşmiş olacak.