Sinerji Hukuk Yazılımları Mevzuat & İçtihat Sinerji Hukuk Yazılımları Mevzuat & İçtihat Sinerji Hukuk Yazılımları Mevzuat & İçtihat

YARGITAY'DAN KAYBOLAN DÜĞÜN ANILARINA TAZMİNAT!!! - 06/11/2012

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, sözleşmede olduğu halde düğün çekimlerini yapmayan düğün salonunun, gelin ve damada tazminat ödemesine karar verdi.

E...'de oğlunun düğünü için bir salonla anlaşan kişi, ilgili şirketle sözleşme imzalayarak, düğünün fotoğraf ve video çekimlerinin de düğün salonu tarafından yapılması yönünde anlaşmaya vardı. Ancak düğün sonunda video kasetlerinin hatalı çekildiği anlaşıldı ve çekimlerin aileye teslim edilemeyeceği söylendi. Bunun üzerine oğlunun düğünü için şirketle anlaşan kişi, kendisi, oğlu ve gelini adına maddi ve manevi tazminat davası açtı.

E... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi, düğün salonuyla sözleşmeyi imzalayan baba yönünden tazminat istemini kabul etti, gelin ve damat yönünden ise sözleşmede imzaları bulunmadığı gerekçesiyle reddetti.

Kararın temyiz edilmesi üzerine dosyayı görüşen Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin kararını bozdu. Daire, düğündeki video çekimini sağlıklı şekilde yapmayarak video kasetinin gelin ve damada teslim edilmemesini, gelin ve damadın şahsiyet haklarının hukuka aykırı olarak ağır şekilde zarar görmesi olarak kabul etti. Daire, gelin ve damadın uğradığı elem ve ıstırabın derecesi, istek sahiplerinin toplumdaki yeri, kişiliği, hassasiyet derecesi göz önüne alınarak bu kişiler yararına makul bir manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğine karar verdi.

E... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi ise 13. Hukuk Dairesi'nin kararına uymayarak ilk kararında direndi. Direnme kararının da temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nda görüşüldü. Kurul oy birliğiyle yerel mahkemenin kararını, Daire kararı yönünde bozdu.

Hukuk Genel Kurulu'nun gerekçesinde, kişinin onuru, saygınlığı gibi kişilik haklarını oluşturan değerlere saldırı halinde manevi bir zararın oluştuğunun kabul edilmesi gerektiği vurgulandı.

Gerekçede, davada, gelin ve damadın düğünleri için damadın babası tarafından düğün salonunun kiralandığı, yapılan sözleşmeyle dışarıdan fotoğraf ve video çekimi yapılmayacağı, şirketin anlaşmalı olduğu fotoğrafçı tarafından bu hizmetin verileceği ve iki adet video kaydının teslim edileceği konusunda anlaşmaya varıldığı, ancak video çekiminin sağlıklı yapılamadığı ve kasetin davacılara teslim edilemediği hatırlatıldı.

Davacı gelin ve damat ile düğün salonunun kiralandığı şirket arasında doğrudan bir sözleşme bulunmadığı belirtilen gerekçede, sözleşmeyi yapanın damadın babası, gelinin de kayınpederi olduğu ve bu kişilerin düğünü için şirketle sözleşme yaptığı kaydedildi. Bu nedenle sözleşmenin babanın yanı sıra diğer iki davacıyı da yakından ilgilendirdiği ve sözleşmenin eksik yerine getirilmesinin bu kişilerin hukukça korunan değerlerini doğrudan etkilediği sonucuna varıldı.

Şirketin gelin ve damada karşı da sorumlu olduğu belirtilen gerekçede, sözleşmenin konusunu düğünün oluşturduğu, davalıların da düğünün video çekimlerini yapıp davacılara teslimini üstlendiklerine göre, bunun yerine getirilmemesinin, davacıların kişisel değerleri üzerindeki etkisinin belirlenmesi gerektiği ifade edildi.

Gerekçede "Düğün merasimi, insan yaşamında özel bir öneme sahip olduğu gibi tekrarlanması ve telafisi mümkün olmayan anları içermektedir. Böyle bir anın kayıt altına alınmasındaki amaç da bu anların ölümsüzleştirilmesi ve ileride bu özel duyguların hatırlanmasıdır. Düğün merasimi yapılan davacılar yönünden bu denli önem taşıyan anların kayıtlarının yapılmaması veya yapılıp da teslim edilmemiş olması ve bunun telafisinin de mümkün olmamasının kişide yaratacağı üzüntü ve elem hayatın olağan akışına uygundur. Davacıların kişilik haklarının zedelendiğinin, manevi zararların gerçekleştiğinin dolayısıyla manevi tazminat istemekte haklı olduklarının kabulü gerekir.

Dolayısıyla davalıların davacılara karşı sorumluluğunun varlığının kabulü ile hak ve hakkaniyet ilkeleriyle bağlı kalınmak üzere tarafların sosyal ve ekonomik durumları, davalıların edimlerini yerine getirmemiş olmalarının davacılarda uyandırdığı elem ve ıstırabın derecesi, istek sahiplerinin toplumdaki yeri, kişiliği, hassasiyet derecesi, sözleşmeyi ihlalin niteliği göz önüne alınarak davacılar yararına, davalılar aleyhine makul bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, aksine gerekçelerde davanın reddedilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır." denildi.

Habere konu olan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.11.2011 Tarih 2011/13-606 Esas 2011/717 Karar sayılı içtihadının, mevzuat ve içtihat programımızda mevcut olduğunu belirtmek isteriz.