Sinerji Hukuk Yazılımları Mevzuat & İçtihat Sinerji Hukuk Yazılımları Mevzuat & İçtihat Sinerji Hukuk Yazılımları Mevzuat & İçtihat

YARGITAY: ALKOLLÜ OLARAK ARAÇ KULLANDIĞI BELİRLENEN SANIĞIN ARAÇ SEVK VE İDARE EDEMEYECEK DURUMDA OLDUĞUNA DAİR TIBBİ BULGULAR GEREKİR! - 22/11/2010

Yargıtay 2. Ceza Dairesi, H.`yi, alkol veya uyuşturucu maddenin etkisi altındayken araç kullanma suçu nedeniyle cezalandıran Samsun 2. Sulh Ceza Mahkemesi`nin kararını bozdu.

 

Daire kararında, sanığın alkollü olarak araç kullanması nedeniyle cezalandırılabilmesi için trafik güvenliğini ne şekilde tehlikeye düşürdüğünün tespit edilmesi gerektiği ifade edilerek, `Alkollü olarak araç kullandığı belirlenen sanığın, araç kullandığı sırada alkol veya uyuşturucu maddenin etkisiyle veya başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek durumda olduğuna dair tıbbi bulgular veya sanığın dışa yansıyan davranışlarına bağlı olarak yapılan bir tespit ve delil olması gerekir` denildi.

 

Davaya konu olan olayda, Samsun 2. Sulh Ceza Mahkemesi, alkol veya uyuşturucu maddenin etkisi altındayken araç kullanma suçundan sanık H`nin cezalandırılmasına karar verdi. Bunun üzerine yerel mahkeme kararı temyiz edildi.

 

Davanın temyiz incelemesini yapan Yargıtay 2. Ceza Dairesi, Türk Ceza Kanunu`nun `Trafik güvenliğini tehlikeye sokma` başlıklı 179. maddesinde yer alan alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek olan kişinin araç kullanma hâlinin suç olarak düzenlediği hatırlattı Söz konusu maddede belirtilen `emniyetli bir şekilde` ifadesinin kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı açısından bir tehlikeye neden olunması şeklinde anlaşılması gerektiği belirtildi.

 

Sanığın, alkollü olarak araç kullanmasının trafik güvenliğini ne şekilde tehlikeye düşürdüğü tespit edilmeden bu madde uyarınca cezalandırılmayacağı belirtilen kararda, `Keza 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu`nun 48. maddesinde alkollü araç kullanma eyleminin düzenlendiği anlaşılmakla, beraat kararı verilmesi gerektiği` vurgulandı.

 

Kararda, alkollü olarak araç kullandığı belirlenen sanığın, araç kullandığı sırada alkol veya uyuşturucu maddenin etkisiyle veya başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek durumda olduğuna dair tıbbi bulgular veya sanığın dışa yansıyan davranışlarına bağlı olarak yapılan bir tespit ve delil olmadığı anımsatıldı. Bu durumda, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu oluşmayacağı kaydedilen Daire kararında, `Sanığın sadece alkollü olarak araç kullanma eyleminin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu`nun 48. maddesi kapsamında değerlendirilmesi ve bu madde gereğince idari işlemlerin yetkili mercii tarafından yapılması gerekecektir` denildi. Daire, yerel mahkeme kararını bozdu.

 

Habere konu olan Yargıtay 2. Ceza Dairesi’nin 2010/11974 E. 2010/14971 K. sayılı içtihadının programımızda mevcut olduğunu belirtmek isteriz.