Sinerji Hukuk Yazılımları Mevzuat & İçtihat Sinerji Hukuk Yazılımları Mevzuat & İçtihat Sinerji Hukuk Yazılımları Mevzuat & İçtihat

YARGITAY`DAN KIYI TAPUSU İPTAL EDİLENLERE TAZMİNAT KARARI! - 21/11/2007

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, içtihat değişikliğine giderek tarihi bir karara imza attı. Yargıtay`ın verdiği karar sonrası, kıyı tapuları iptal edilenlere ‘devletin saygınlığının` zedelenmemesi için tazminat ödenmesinin önü açılmış oldu. Kıyı tapuları, kendilerine hiçbir ücret ödenmeksizin iptal edilenler Türkiye aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi `ne (AİHM ) dava açmaya başladı. AİHM, dava açanlara uygun ve makul bir miktar ödenmeksizin mülkten yoksun bırakılmalarının ‘aşırı bir müdahale` oluşturduğuna ve bu kişilere tazminat ödenmesi gerektiğine karar verdi. AİHM `in kıyı tapuları iptal edilenlere tazminat ödenmediği gerekçesiyle Türkiye`yi mahkum etmesinin ardından Yargıtay 1. Hukuk Dairesi içtihat değişikliğine gitti. İçtihat değişikliği ile kıyı tapuları iptal edilenlere devletin tazminat ödemesinin yolu açıldı. Bu kararın ardından Türkiye, bedel ödemeksizin kıyı tapuları iptal edilenlere tazminat ödeyerek AİHM nin Türkiye yi mahkum etmesinin de önünü kapatmış olacak. Rize `nin Pazar ilçesinde yaşayan Ferhat Galipoğlu`na ait 6 parsel taşınmazın bir bölümünün kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığı ve kıyıların devlete ait olduğu gerekçesiyle tapuları iptal edildi. Bu karar sonrası Galipoğlu, Pazar Asliye Hukuku Mahkemesi `ne dava açtı. Mahkeme, Galipoğlu`nun talebinin reddine karar verdi. Dosyanın temyiz incelemesini yapan Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, tapu iptalinin Anayasa nın 43. maddesine uygun olduğuna dikkat çekerek, `Davalının tapu kaydının iptalinden dolayı ancak tazminat talebinde bulunabilir` diyerek yerel mahkemenin kararını onadı. Yargıtay, verdiği kararla kıyı tapusu iptal edilenlerin tazminat talebinde bulunmalarının önünü açmış oldu. `Mülkiyet hakkı gerek Anayasa ve yasalarla iç hukuk yönünden, gerekse AİHS ve ek protokolleri ile kabul edilmiş temel haklardandır. Kamu yararı ile mülkiyet hakkından kısmen veya tamamen yoksun bırakılan kişinin hakkı arasında makul, kabul edilebilir, hak ve adalet dengesini sağlayacak bir oranın kurulması asıldır. Bu arada, üzerinde durulması gereken konulardan biri de; çekişme yaratılan tapu kaydına bağlanan ve böylece kişi adına mülkiyet hakkı oluşturulan kıyı kapsamındaki yere ait tapunun niteliğinin belirlenmesidir. Devlet tarafından verilen, doğru esasa ve geçerli kayda dayalı tapu ile sağlanan mülkiyet hakkına değer verileceği kuşkusuzdur. Böyle bir yer kıyı kapsamında kalmakla, temel vasfı yani kamu malı olma niteliği değişmemekle birlikte, kişinin söz konusu tapuya dayalı hakkının korunması gerekeceği muhakkaktır. Aksi düşünce tarzının devletin verdiği tapunun geçersizliğini ileri sürerek, hiçbir karşılık ödemeksizin iptalini istemesi, geçerli kayda dayalı mülkiyet hakkı ile bağdaşmayacağı gibi, devletin saygınlığını zedeler nitelikte bir tutum olacaktır. Kıyılar, kamunun yararlanacağı yerlerden olup buralarda belirtilen nitelikte tapu kaydı oluşturulmuş ise tapu iptalinde Anayasanın 43., Tapu Kanunu `nun 33., Kadastro Kanunu `nun 16. maddesi göz önüne alınarak, kamu yararının bulunduğunun kabulü gerekir. Ancak, kişinin mülkiyet hakkı sona erdirilirken karşılıklı hak dengesinin sağlanması için mülkiyet hakkı sahibine tazmini nitelikte bir bedelin ödeneceği de kuşkusuzdur. Tazminatın nedeni yasa dışı bir işlemden değil, hak dengesinin sağlanmasından kaynaklandığından, taşınmazın tam değerini karşılaması da gerekli değildir.`